A+ A-
Aşkın Şehidi
Aşkın Şehidi
  • Yazar: Ahmet Turgut
  • ISBN: 978-9944-491-99-0
  • Basım Yılı: 2025
  • Dil: Türkçe
  • Yayınevi: Paradoks yayınları
“Şüphesiz sana Kevser’i verdik. Öyleyse Rab in için namaz kıl ve kuran kes. Asıl izi silinecek olan San’a kin besleyendir.”
kabenin baş ucunda birilerini öldürmeye müşrikler bile teşebbüs edemedi.
Resûlullah dünyasını değiştirmezden evvel, “Her kim Âdem’in ilmini, Nuh’un azmini, İbrahim’in hilmini, Musa’nın celalini, Yusuf’un cemalini ve İsa’nın takvasını görmek diler ise Ali’ye baksın!” demişti.
Anadolu edebiyatı tarihinde Kerbela olayları hakkında yazılan ilk tarihi roman diyebiliriz. Ahmet TURGUT değişik ve farklı bir bakış açısı içerisinde, kendi ulaştığı kaynakların yardımı ile dile getirmiş tarihi bir olayı. Olaya yakından tanıklık etmiş bir dil edası içerisinde yazdığı bu romanda okuyucularının zihinlerinde farklı bir örüntü çizmeye çalışmış.
“Babam savaş esnasında bir kâfiri tepeleyecekken, adam yüzüne tükürünce onu bırakıp geri döndü. Müminler merak ettiler. Resûlullah, ‘Kendisine sorun,’ dedi. Babam, ‘Hakk için kılıcımı kuşanıp o adamın karşısına çıkmıştım, yüzüme tükürdüğünde nefsime uyup öfkeyle bir iş yapmaktan Allah’a sığındım ve adamı bıraktım,’ dedi. Bunun üzerine, Resûlullah, ‘Lâ Fetta illâ Ali. Lâ Seyfe illâ Zülfikâr,’ buyurdu. Orada bulunanlara, ‘İşte hışmını yenen yiğit!’ diyerek Ali’yi gösterdi. O gün babam dışarıdaki bir düşmanı değil, içindeki bir afeti yenmişti. Celallenmekle öfkelenmenin farkıydı bu. İlki Hakk için, adalet içindir. İkincisiyse nefistendir.”
Bu güne kadar bilinen bütün yorumlamalara neredeyse tezat bir açı çizerek düşündürücü noktalara değinmiş. Her ne kadar şii geleneğine yakın bir üslub kullanmışsa da karanlıkta kalan noktaları kendince aydınlatmaya çalışmış. Çoğu yazar ve yorumcu tarafından döneminde çok ses getiren, fazlaca eleştirilen, yer yer yorumsal tacizlere mağdur kalan bu eser, dikkatli okununca ve farklı kaynaklardan da incelenince insanın kafasında bir takım sorular uyandırmadan geçmiyor. Aşkın ve aşka giden yolda kendini feda edenlerin hikayelerini ustaca bir dil ile yazıya almış. Bir çoğumuzun bilmediği, bilse bile kulak ardı ettiği, hatırlamak istemedi, bilmemesine rağmen yalanladığı bazı gerçekleri de gözler önüne sermeyi başarabilmiş. Hz Ali’nin oğlu olan Hz Hüseyin’in ve kafilesinin Mekke den Medine’ye geçişini, Medine’den Küfe’ye doğru yol alışını, bu yolculukta kendisi ile birlikte yola düşenleri her akşam nasıl geri gönderdiği anlatarak başlıyor romanına. Yüzden fazla kişi ile yola çıkan kafilenin Kerbela yakınlarına geldiklerinde nasıl azaldığını, Aşk’a sadakat yemini edenlerin vakti geldiğinde zorluklardan ve ölümden, hain olarak kalmaktan nasıl korktuklarını, her gece kimseye görünmeden nasıl geri döndüklerini konu ediniyor. Aşk denilen inancın aslında zorlukları görünce nasıl sahteleştiğini, acılardan ve de yıkılmışlıklardan nasıl kaçılmaya çalışıldığını başarılı bir anlatım ile gözler önüne sermeyi başarmış.
Ümmü Gülsüm yakınlaşmanın arzuyla başlayacağından hareketle, “Önce aşk” demişti. Aşk olmadan kul Allah’a yaklaşamazdı. Aşında ve işinde O’nu sevip özlemeyenin, Allah’ı yarattığı her şeyden fazla sevmeyen kişinin O’na yürümesi, “Gel ey kulum!” hitabına muhatap olabilmesi mümkün değildi. Çölleri aşmak için nasıl binitlere ihtiyaç duyuluyorsa, bu yol da aşkın sırtında katedilecekti. O güzeldi, güzeli severdi. O’na talip olanların gönlündeki en güzel olandı. O, Hüsn-ü Aşk’tı!

Kerbela ya gelindiğinde yaşananları ustaca bir dil ile ortaya sermiş. Çoğunlukla Sünni kaynaklar yetersiz olsa da şii kaynaklardan da destek alarak, Mekke’den Küfe’ye kadar olayların yaşandığı coğrafyayı gezerek, kafilenin yürüdü düşünülen yoldan tekrar günlerce ve gecelerce yürüyerek, gözlerinde canlandırarak kendisini olayların bir parçası yapmayı başarmış ve her anını kaleme alarak kitaba yansıtmayı başarmış. Satırların arasında kaybolacağınız, yer yer gözyaşlarınızı tutamayacağınız, yer yer üzüntüye ve kedere kapılacağınız, kendi AŞK gerçeğiniz ile bire bir yüzleşeceğiniz bir eser olmuş. Bizim inandığımız AŞK yani iman hissiyatımızın aslında ne kadar gerçek yahut ne kadar güçlü olduğunu sorgulamamızı sağlayarak başarılı bir olaya imza atmayı başarmış yazar. Kaçımız bu gün serimizden seve seve vaz geçebilecek, bütün sevdiklerimizi kendi ellerimiz ile toprağa gömerken öbür yandan da şükür edebilecek, başımıza gelecek bütün kaderimize sorgusuz ve sualsiz teslim olacak kadar inancımıza ve imanımıza bağlıyız? Bunu açık şekilde sorgulamamızı sağlamış.
Nefis ister, akıl gerekçeler bulur, vicdan aklar.
Oysa sen kendini kandırsan bile unutma ki;
Allah hesap sorar, ellerinle kendini ateşe atma!..

Bilinmeyen birçok girdabın bizi beklediğini, Allah’tan razı mısın? Sualine cevap verebilip veremediğimizi, Rıza nın ne olduğunu sorgulamamızı başarı ile dile getirmiş diyebilirim. Bana göre müminim diyen her kulun bütün düşüncelerinden yargılarından sıyrılarak tarafsız bir halde sadece kul zihniyeti ile her kelimeyi düşüne düşüne okuması gereken bir eser olarak okunması gerekir diyebilirim.


Yazarın Diğer Kitapları

Bu kitap hakkında henüz detaylı bilgi eklenmemiştir.

Yazarla bu kitap üzerine yapılmış bir söyleşi bulunmamaktadır.

Bu kitap için henüz iktibas eklenmemiştir.

Bu kitap için henüz okuyucu yorumu yapılmamıştır. İlk yorumu siz yapın!

Bir Yorum Bırakın

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap / Üye Ol