A+
A-
Tarih-i Cihan Guşa
- Yazar: Alaaddin Ata Melik Cüveyni
- ISBN: 975
- Basım Yılı: 2013
- Dil: Türkçe
- Yayınevi: Türk Tarih Kurumu Yayınları
Türk ve İslam tarihinin vazgeçilmez kaynakları arasında yer aları Alaaddin Ata Melik Cüveyni'nin Tarih-i Cihan Guşa isimli kitabı. 2013 yılında Türk Tarih Kurumu tarafından baskısı yapılan kitabın Farsça'dan çevirisini Mürsel Öztürk yapmış. Araştırmacıların kaynak göstermekten vazgeçemeyeceği bir kitap. Birinci elden Moğol saldırılarına tanık olan ve onları birebir yaşayan veya birebir yaşayanlardan aktaran bir tarihçi Cüveyni. Merv şehrinde Moğolların yaptıkları ile ilgili ifadeleri oldukça sarsıcı:
Tuli şehrin durumunu sordu. Zenginleri ve bilginleri öğrenmek istedi. İki yüz kişinin adı anıldı. Onların getirilmelerini emretti. Sonra korkudan Yerin zelzeleden tirdediği gibi titreyen onlardan, Yerden kıymetli şeyleri çıkarır gibi bütün defineleri, hazineleri ve diğer kıymetli eşyayı çıkarttırdı. Sonra ordu şehre girdi. Sıradan (avam) ve seçkin (havas) kimselerin hepsini sahraya çıkardılar. Dört gün dört gece halkı şehrin dışında tuttular. Sonra kadınları erkeklerden ayırdılar. Kız kardeşleri erkek kardeşlerden, çocukları analarının kucağından aldılar. Bakire kızlara tecavüz ederek anaların babaların yüreğini dağladılar. Gelen emir üzerine sanatkarlardan ve esir ettikleri bazı oğlan ve kız çocuklarından dört yüz kişinin dışındakiler ister çocuk, ister kadın olsun, kılıçtan geçirdiler. Kadın erkek kimseyi sağ bırakmadılar. Kadı'nın intikamı olarak şehrin ileri gelenlerini, dinsizlerin yapacakları gibi alçalttılar. Akşama kadar o kadar öldürdüler ki dağlar ve sahra azizlerin kanıyla doldu.
Haşhaşilerle ilgili anlattıkları ise şöyle:
İsmailîlerin pisliğiyle kirlenmiş olan dünya bu şekilde temizlendi; yolcular hiç çekinmeden yollarına gider oldular. Genç ve talihli padişahın onların kökünü kazımasından sonra, herkes onun devletine dua etmeye başladı. Gerçekten de bu iş, Müslümanlaın yarasına merhem oldu ve dindeki yıkımı önledi. Şunu hiç kimse hiç bir zaman aklından çıkarmasın ki onların dünyaya yerleştirdikleri fitnenin boyutları çok büyüktü, bebep oldukları karışıklıklar tahminlerin çok üzerindeydi. Onlarla ilişki içinde olan herkes, her zaman korku ve panik içinde bulunur, onların düşmanlıklarından ve hıyanetlerinden gece gündüz zindan hayatı yaşardı. Sözün kısası onlar bir kadehti tükendiler; bir rüzgardı, dindiler. Bu öğüt kabul edenlere bir öğüttür. Allah onlara zalimlere yaptığını yaptı.
Eğer bugün Müslümanlar kendi içlerinde oturup problemlerini çözemezlerse tehlike büyük. Allah bir daha Müslümanlara Moğol zulmü gibi bir zulüm yaşatmasın. Yalnız elbette bu zulmü yaşamamak için de insan da akıl olması lazım.
Tuli şehrin durumunu sordu. Zenginleri ve bilginleri öğrenmek istedi. İki yüz kişinin adı anıldı. Onların getirilmelerini emretti. Sonra korkudan Yerin zelzeleden tirdediği gibi titreyen onlardan, Yerden kıymetli şeyleri çıkarır gibi bütün defineleri, hazineleri ve diğer kıymetli eşyayı çıkarttırdı. Sonra ordu şehre girdi. Sıradan (avam) ve seçkin (havas) kimselerin hepsini sahraya çıkardılar. Dört gün dört gece halkı şehrin dışında tuttular. Sonra kadınları erkeklerden ayırdılar. Kız kardeşleri erkek kardeşlerden, çocukları analarının kucağından aldılar. Bakire kızlara tecavüz ederek anaların babaların yüreğini dağladılar. Gelen emir üzerine sanatkarlardan ve esir ettikleri bazı oğlan ve kız çocuklarından dört yüz kişinin dışındakiler ister çocuk, ister kadın olsun, kılıçtan geçirdiler. Kadın erkek kimseyi sağ bırakmadılar. Kadı'nın intikamı olarak şehrin ileri gelenlerini, dinsizlerin yapacakları gibi alçalttılar. Akşama kadar o kadar öldürdüler ki dağlar ve sahra azizlerin kanıyla doldu.
Haşhaşilerle ilgili anlattıkları ise şöyle:
İsmailîlerin pisliğiyle kirlenmiş olan dünya bu şekilde temizlendi; yolcular hiç çekinmeden yollarına gider oldular. Genç ve talihli padişahın onların kökünü kazımasından sonra, herkes onun devletine dua etmeye başladı. Gerçekten de bu iş, Müslümanlaın yarasına merhem oldu ve dindeki yıkımı önledi. Şunu hiç kimse hiç bir zaman aklından çıkarmasın ki onların dünyaya yerleştirdikleri fitnenin boyutları çok büyüktü, bebep oldukları karışıklıklar tahminlerin çok üzerindeydi. Onlarla ilişki içinde olan herkes, her zaman korku ve panik içinde bulunur, onların düşmanlıklarından ve hıyanetlerinden gece gündüz zindan hayatı yaşardı. Sözün kısası onlar bir kadehti tükendiler; bir rüzgardı, dindiler. Bu öğüt kabul edenlere bir öğüttür. Allah onlara zalimlere yaptığını yaptı.
Eğer bugün Müslümanlar kendi içlerinde oturup problemlerini çözemezlerse tehlike büyük. Allah bir daha Müslümanlara Moğol zulmü gibi bir zulüm yaşatmasın. Yalnız elbette bu zulmü yaşamamak için de insan da akıl olması lazım.